Gezi Rehberi

Granada-ispanya Gezi Rehberi

Granada Gezi Rehberi

İspanya’nın güneyindee yer alan ve oldukça zengin bir tarihe sahip olan Granada tipik bir Endülüs şehri. Şehir, tüm yıl boyunca üzerinden kar eksik olmayan Sierra Nevada dağlarının eteğinde, Beiro, Darro, Genil ve Monachil nehirlerinin kavşağında bulunuyor. Kentte Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Çingeneler farklı bölgelerde yaşamakta. Binlerce yıl önce ilk olarak Keltler tarafından inşa edilmiş. Roma döneminde ise son derece gelişmiş bir kent haline dönüşmüş. Yadinci asırda Arap Müslümanların işgal ettiği, daha sonra Castille Kraliçesi Elizabet’in çabalarıyla yeniden İspanyolların eline geçmiş. Müslümanların ve Yahudilerin çeşitli katliamlara maruz kaldığı bu topraklar belki de bu nedenle birçok kültürün izlerini bir arada barındıran ama aynı zamanda acının da buram buram tüttüğü bir duygu hissettiriyor. Şehirde Arapların izleri hala her yerde bulunmakta. Ayrıva Flamenko kültürünü merak edenler için mutlaka gidilmesi gereken yerler arasında sayabiliriz.

Gezilecek ve Görülecek Yerler

Granada Katedrali:

Granada Katedrali, aslında ilk haliyle bir camiymiş. Kent Arap müslümanlardan alınınca kiliseye çevirmişler. Zamanla toplanan bağışlarla son derece genişletilip bugün İspanya’nın en büyük ikinci katedrali olmuş. Bu arada Çan kulesi hala eksik. Katedralin içerisinde fotoğraf çekemiyorsunuz. Arka kısmında Kraliçe I. İzabella ve II. Ferdinand’ın mezarlarının da yer aldığı Kraliyet Şapeli var. Ferdinand’ın kılıcını görmek isterseniz burada sergilenmekte. Katedralin duvarlarında boğa güreşlerinde öldürülen boğaların kanı, yağ gibi maddelerle döneminin ünlü şahsiyetleri notlar yazmış. Girişin ücretli oluşu kötü.

Madrasah:

Katedralin bulunan tarihi medrese neredeyse 700 yıllık. 19. yüzyılda çıkan büyük bir yangında yanında bulunan Pazar ile birlikte yanmış ancak onarılarak kullanılmaya devam edilmiş. Yine giriş ücretli.

Alcaiceria Pazarı:

Alcaiceria pazarı, o zaman bölgede hakim olan araplar tarafından 15. yüzyılda kurulmuş. İsmi Sezar’ın Yeri anlamına geliyor. 19. yüzyılda meydana gelen büyük yangına kadar kumaş, baharat gibi dönemin önemli malları burada görücüye çıkıyormuş. Tüm dükkanları küle çeviren yangın sonrasında aynı ruhu tekrar yaşatabilmek için yeniden inşaa edilerek günümüzde yüzlerce hediyelik eşya ve kıyafet mağazalarına dönüştürülmüş. Çarşının sokakları son derece dar. Gecerken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Iglesia San Gregorio Betico:

Albayzin Bölgesinde bulunanan bu kilise, Araplar döneminde, Hristiyan mahkumların tutulduğu bir hapishanenin olduğu yere yapılmış ve uzun bir süre kilise olarak kullanıldıktan sonra depo olarak yada dans gösterilerinin yapıldığı bir yer şeklinde kullanılmaya devam edilmiş. Yüz yıl sonra tekrar kiliseye çevrilmiş, 1930’da bir kısmı yanmış, sonra da tamamen boşaltılmış. Şu an restorasyon yapılmış durumda ve halen kilise olarak kullanılıyor. Girişi ücretsiz nadir yapılardan birisi.

Sacromonte Manastırı:

Roma döneminde bu bölgeye ölen maden işçileri gömülüyormuş. Sonradan burada bulunan mağaralar manastır olarak bir dönem kullanılmış. Halen çingenelerin yaşadığı bir bölge. Kışın çok soğuk olduğu için mağaralarda yaşamak zorlaştığından şehre iniliyormuş. 1960’larda yaşanan deprem burada ki mağaraların çoğunu kullanılamaz hale getirmiş.

Elhamra Sarayı:

Granada denildiğinde hemen herkesin aklına gelen ilk yer. Elhamra, dışarıdan bakıldığında sıradan bir kale gibi görünüyor ancak içerisini dolaştığınızda eşsiz bir mimari sizleri karşılamakta. Çevresinde bulunan kızıl topraklardan dolayı saraya kızıl anlamına gelen Elhamra ismi verilmiş. 1232 yılında yapımına başlanılan ancak sonra eklenen binalarla oldukça genişleyen saray UNESCO kültür mirası listesine alınmış durumda. Elhamra Sarayı üç ana bölümden oluşuyor. Kalenin ilk kurulduğu yer olan Alcazaba, Nasrid Sultanları tarafından yaptırılan sarayların bulunduğu Nasrid Palaces ve sarayın bahçesini oluşturan Generalife. Burası havuzların, çeşmelerin ve fıskiyelerin bol miktarda bulunduğu bir saray. Kalenin her yerine dolaştırılan bu su sitemi aynı zamanda içme sularını da besliyor. Granada, 1492’den sonra Katolik Hristiyanların eline geçtiğinde de saray kullanılmaya devam edilmiş. 1527 yılında Kutsal Roma İmparatorunun özel sarayı olarak kullanılmış. Çok güçlü sultanların, kralların ve imparatorların kullandığı saray her dönemde yeni eklentilerle 1558 yılına gelinmiş. Daha sonra oldukça uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiş olan Elhamra, dönem dönem evsizlerin ve çingenelerin yuvası haline gelmiş. O dönemde sarayın tüm arşivi de yakılmış. Bilet alarak giriş yapılabilen saray için belirli dönemlerde bilet bulmak neredeyse imkansız.

Sierra Nevada:

Granada’ya kısa mesafede yer alan ve yazın yürüyüş turları düzenlenen ihtişamlı Sierra Nevada dağı, kışın da kayak sezonu için son derece elverişli bir yer.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Zürih Gezi Rehberi
Resim yazısı ekle

Bir Cevap Yazın